25 Temmuz 2017 Salı

Parlayamayan Yıldız Nil Göncü

Metin Erksan'ın her filmi olaylıdır ve filmlerinin başına bir sürü şey gelir. Ya sansüre takılır, ya da film çekilirken bir sürü aksilikler çıkar.

"Kuyu" filminin başına da bir sürü şey gelir. Görüntü yönetmeni kaçar, arkasından Erksan'la yaptığı tartışma sonucunda oyunculardan Demir Karahan kaçar. Öyle ya da böyle film biter ve bir yıldız doğar.

Yıl 1968. Beyoğlu'nun ünlü bir gece kulübünde, pasta kesilirken, flaşlar patlar. O anda orada olan Agah Özgüç'ün dikkatini çeker, doğum günü olan kız. Foto muhabiri Fazıl Durukan, Agah Özgüç ile tanıştırır, doğum günü olan kızı. Kızın adı Nil Göncü'dür.





Metin Erksan "Kuyu" filmi için iki isim düşünmektedir. Düşlediği, istediği iki isim, iki büyük star, ekranlarda ilk kez "Kuyu"da karşı karşıya gelecektir. Lakin Türkan Şoray'ın o tarihlerde, başka bir şirketin filminde oynaması, Yılmaz Güney'in de askerlik sorunu yüzünden, bu düşü gerçekleşmez.

Nil Göncü'nün doğum gününün ertesi günü Agah Özgüç ile beraber, Metin Erksan'ın evinde alırlar soluğu. Metin Erksan vizöründen bakar gibi inceler kızı ve "İşte aradığım kız. Osman'ın defalarca kaçırdığı köylü kızı Fatma bu" der ve çekimlerine başlanır "Kuyu" nun.

10 Nisan 1950 yılında, İstanbul'da doğan Nil Göncü'nün gerçek adı Şükran Göncü'dür. Nişantaşı L.C.C Mankenlik Okulu Tiyatro bölümünde bir süre okuyan Nil Göncü, bale dersleri de alır, lakin aldığı bale dersleri sırasında, düşüp bir damarı çatlar.

Geçirdiği ameliyat sonucu, ağır ve yorucu işlerden kaçınması gerekirken, "Kuyu"filminde, tuzlu göllerde, dağ, tepe, bayır demeden, sürünerek, "Allah'ın belası film, bir türlü bitmiyor" diye çığlık çığlığa kalsa bile, filmi bitirmiş ve ilk filmi olsa bile profesyonellere taş çıkartacak bir oyun sergilemiştir.


"Kuyu" filminin başarısından sonra Göncü'nün şansı açılır. İzzet Günay'la birlikte "Garibanlar Mahallesi" nde baş rolü paylaşır, ardından "Kanlı Sevda" da Turgay Toksöz'le birlikte oynar.

Hayalleri vardır ve kendi ayakları üzerinde durabilecektir artık. Baba evinden ayrılır ve Nişantaşı Kodaman sokakta, bir ev kiralar. Mutlu ve özgürdür artık.

Lakin bu mutluluk ne yazık ki, uzun sürmez. Murat Soydan ile birlikte "Devlerin Öcü" filminde oynarken gece yarısı rahatsızlanır. İstanbul dışında çekildiği için film, önce Edremit Devlet hastanesine yatırılır. Sonra İstanbul'da Şişli Çocuk Hastanesi'nde ise ameliyata alınır.

"Şayet ölürsem, son gecemi evimde geçirmek istiyorum. Cenazemi hastanede bırakmayın..." der.19 yaşındaki Nil Göncü'nün kısacık hayatındaki son sözleridir bunlar ve vasiyeti yerine getirilir.

Yeşilçam'ın yeni parlamaya başlayan yıldızı, parlayamadan sönmüştür



25 Aralık 2012 Salı

PERFECT BLUE

Paprika, Tokyo Godfathers gibi başarılı animelerin, başarılı yönetmeni Satochi Kon'un 1998 yapımı ilk animesi olan Perfect Blue, olağanüstü bir güzellik sunuyor. 

Konusu, karmaşık bir yapıda ilerlemesine rağmen, izleyiciyi sürekli ters köşeye yatırarak, sonlarına doğru dağınıklığı da toparlıyor. 

Darren Aronofsky, bu animenin tüm haklarını satın aldıktan sonra küvet sahnesi ile film çekim sahnesinin bir benzerini "Requeiem For A Dream" filminde çekmiş ve her ne kadar Black Swan'ı çekerken Perfect Blue'dan  esinlenmediğini söylese de benzerlik aşikardır.

CHAM grubunun bir üyesi olan Mima, yeni bir kariyere adım atmak ve hayallerinin peşinden koşmak için gruptan ayrılır ve sinema oyunculuğuna başlar. Ancak Mima'nın bu kararı bazı hayranlarını rahatsız eder.  Oynadığı filmdeki rolden ve dergilere çıplak pozlar vermesinden sonra Me-Mania lakaplı hayranının tacizleriyle Mima'nın kariyeri ve özel yaşamı parçalanmaya başlar.Hayatı iyice çekilmez hale gelen, sürekli rahatsız edilen Mima, bir süre sonra aklını yitirmeye başlayacak ve gerçekle hayal arasındaki ayrımı yapamaz hale gelecektir.


6 Eylül 2011 Salı

Asil Bir Güzel Audrey Hepburn


 "-saclarinizin guzel olmasi icin hergun cocugun parmaklarinin arasından gecmesine izin verin.
-güzel dudaklar icin nazik seyler soyleyin
-guzel gozler icin insanlarin icinde hep iyilik arayin
-guzel bir vücut icin yiyeceklerinizi basklarıyla paylasın
-bir kadini guzel yapan ne vücudu ne giyimi ne de yüzünün seklidir. önemli olan gözleridir. cunku insanın icinin güzelligi gözlerine yansır.
-bir kadının guzelligi yasadigi yıllarca artar." diyerek güzelliğin sırrını bu güzel cümlelerle anlatan,güzel ve zarif kadın Audrey Hepburn, 1929 tarihinde Balçika'nın Brüksel şehrinde doğmuştur. Annesi Hollanda'lı bir Barones, babası İngiliz bir bankacıydı. Anne ve babası henüz 1 yaşındayken ayrılan Audrey, babasını bir daha hiç görmedi. 10 yaşındayken annesi, başka bir adamla evlendi ve Nazi işgali altındaki Hollanda'ya taşındılar. Oldukça zor bir çocukluk geçiren Audrey'in sinemaya hep büyük bir ilgisi vardı ve oyunculuk hayalleri kuruyordu.
Savaştan sonra dansla ilgilenmeye başlayan Hepburn, Londra'ya gidip bir bale okulana yazıldı ve modellik yapmaya başladı.1950 yılında ilk uzun metrajlı filmi "One Wild Oat" ta ufak bir rol aldı.

Oyuncu olabilmek için İngiltere'ye giden Hepburn, 22 yaşındayken ilk filmi "Young Wifes Tales"'te rol aldığında güzelliği ve zerafeti ile herkesin dikkatini çekti ve hızlı bir yükselişe geçti. Monte Carlo Baby, Lavender Hill Mob ve Secret Hill gibi filmlerde oynadıktan sonra asıl başarısını, başrolünü Gregory Peck ile paylaştığı "Roman Holiday" filmiyle kazandı. Bir prensesi canlandırdığı bu filmde Hepburn, En İyi Kadın Oyuncu Akademi ödülünü alarak bir anda yıldız mertebesine ulaştı.
Kariyerinin parlak zamanlarında dönemin en ünlü yönetmen ve yıldızlarıyla çalışan Hepburn, çalıştığı herkesi kendine hayran bırakıyordu. O, yalnızca yetenekli ve güzel değil aynı zamanda zarif bir hanımefendi idi.
Başarılı oyunculuk kariyerinin yanında bir çok yıldız oyuncu gibi özel hayatıyla da gündemde kaldı. William Holden ile yaşadığı fırtınalı aşk, Mel Ferrer yaşadığı sorunlu evlilik tüm dünya tarafından takip edildi.
1980 sonrasında UNICEF'in iyi niyet elçisi olarak görev alan Hepburn'un oynadığı son film 1989 yılında Steven Spielberg yapımı olan Always adlı filmdir.
20 Ocak 1993 yılında güzel ve zarif yıldız kolon kanserine yenik düştü.
Audrey Hepburn tüm oyunculuk kariyeri boyunca sayısız ödülün sahibi oldu.1954'de "Roman Holiday" ile kazandığı Oscar'ın yanında tam 4 kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Bunun yanında 2 kez İngiliz Fim Akademisi Ödülleri BAFTA'yı kazanan Hepburn bu ödüle iki kez de aday gösterildi. Ayrıca Hepburn'un iki adet Altın Küre Ödülü var.

Filmografisi

1951 One Wild Oat, Laughter in Paradise, Monte Carlo Baby, Young Wives Tale,  The Lavander Hill Mob
1952 The Secret People, We Will Go To Monte Carlo
1953 Roman Holiday
1954 Sabrina
1956 War and Peace
1957 Funny Face, Love in the Afternoon
1959 Green Mansions, The Nun's Story
1960 The Uforgiven
1961 Breakfeast at Tiffany's, The Children's Hour
1963 Charade
1964 Paris When It Sizzles, My Fair Lady
1966 How to Steal a Milion
1967 Two For the Road, Wait Until Dark
1976 Robin and Marian
1979 Bloodline
1981 They All Laughed
1989 Always

25 Ağustos 2011 Perşembe

Replik (Prozac Nation)

“Bir geminin batması gibi tükenmek, önce yavaş yavaş, sonra birden. Tükendiğim gibi kendime gelmek istiyorum önce yavaş yavaş, sonra birden…”

12 Ağustos 2011 Cuma

Black Swan


"Mükemmellik baştan aşağı kontrol demek değildir. Ayrıca zincirleri gevşetmektir."

6 Temmuz 2011 Çarşamba

The Edukators


Bu sistem otomatikman sana karşı, önce tabu olarak gösterilen şeyleri şimdi marketlerden alabiliyorsun. Che Guevera tişörtleri, anarşi rozetleri. Eskiden saçını uzatmak bir tabuydu, şimdi moda oluyor, herkes uzatıyor