31 Mart 2010 Çarşamba

Yağmurdan Önce


Daha önce 16mm bir kısa filmi olan Milčo Mančevski'nin ilk konulu ve uzun metrajlı filmi olan Yağmurdan Önce, ayrıca Oscar'a aday gösterilmiş ve uluslararası alanda adını duyurmayı başarmış Makedonya filmi olma ünvanını taşır. 1995 yılında bir çok ülkede yılın filmi seçilmiştir. Oyuncu kadrosunun da büyük çoğunluğunu Makedonyalıların oluşturduğu filmin müziklerini de yine Makedon bir grup olan Anastasia yapmıştır.

Bosna savaşı sıralarında geçen film "Kelimeler","Yüzler","Fotoğraflar" başlıklarını taşıyan 3 ayrı film olarak gözüksede başta aslında birbirine bağlantılı tek filmdir. Bir savaş atmosferinde ve politik çalkantıların zemininde talihsiz bir aşkın anlatıldığı ilk film bir Makedonya manastırında geçer. Bir ortodoks rahip, müslüman ve Arnavut kızı saklayarak kendi inançlarına karşı gelir.
İkinci film Yüzler de ise;Londra'da geçer. Genç bir İngiliz kadın, ülkesine dönme hazırlığı yapan Makedonyalı savaş fotoğrafçısı ile, güven veren ve olgun kocası ile ikilemdedir
Üçüncü ve son film "Fotoğraflar" ülkesine dönen Makedonyalı savaş fotoğrafçısı, Makedonya'nın inanılmaz değişimine şahit olur ve anlamaya çalışırken ikinci ve birinci film arasındaki bağlantı da kurulur.

Before The Rain - Best Of du Meilleur Film du Cinéma
Yükleyen kayzersosie. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.

Oyuncular: Katrin Cartlidge (Anne) , Rade Serbedzija (Aleksander) , Gregoiré Colin (Kiril) , Labina Mitevska (Zamira) , Jay Villiers (Nick) , Silvija Stojanovska (Hana)

25 Mart 2010 Perşembe

Ağustosta Rapsodi



1945 yılında belki de insanlık tarihinin en büyük utancı olan, atom bombası, Nagazaki'ye atıldı. Binlerce insanın ölümüne neden olan, bir çok insanın eriyerek öldüğü, bir çok insanı acılar içinde bırakan atom bombası bazı demir yürekli insanları eritemedi. Bu yürekli insanlardan biri de Akira Kurosawa'dır.
Yönetmenin bu filmi, derin acılar bırakan, atom bombasının üzerinde 44 yıl geçmesine rağmen, bu dramı yaşayan insanların, hala nasıl etkilerini üzerinden atamadıklarını, nasıl bir trajedi içinde yaşadıklarını gözler önüne serer.
Kurosawa, atom bombası atıldığında 35 yaşındaydı. Filmi çektiği yıl olan 1991 de ise 81.Filmlerine geleneksellik ve modernizim çatıştığı konulara ağırlık veren Kurosawa'nın neden bu filmi bu kadar geç çektiği ise eleştirmenlerce merak konusu olmuştur.
Gabriel Garcia Marquez ile film hakkındaki röportajında, insanları şoka sürükleyeceği ve katlanamayacağı kesin olan sahneleri hiç çekmediğini, insanların hala atom bombası etkisinden kurtulamadığını, atom bombasının hala Japonları öldürdüğünü söylemesiştir. Bu da Japonya belki yüzyıllar boyunca atom bombasının etkilerinden Japonya'nın kurtulamayacağının gerçeğidir.
Filmin en etkileyici repliği ise; "Bomba atıldığında orada gökyüzünde bir göz açıldı. En korkunç göz. Böylece kardeşimin saçları döküldü ve o utanarak kendini odasına kilitledi, hep o gözü çiziyordu"


Amerika’nın savaşa son vermek bahanesiyle Japonya’ya atom bombaları atmasının üzerinden 44 yıl geçmiştir. Küçük çocuklar, bu felaketin boyutlarından habersiz gizli gizli Amerikan hayranlığı beslerken, dehşeti yaşamış olanlar bile olanları unutmaya ve affetmeye kararlıdır. Çocukları ve torunları tarafından ziyaret edilen yaşlı kadının hikâyesidir anlatılan. Kocasını Nagazaki’ye atılan bombaya kurban vermiştir. Torunlarına zaman zaman o günlerden bahseder. Sanki hem unutmak hem de anılarını yaşamak ister gibidir.

Derken, yıllar önce Hawaii’ye yerleşmiş ve Amerikalı bir kadınla evlenmiş kardeşinin oğlu (Richard Gere) çıkagelir. Gerçi Japonca konuşmakta ve çok kibar davranmaktadır ama ne de olsa Amerikalı görünmektedir. Hiçbiri onun yanında, büyükanne Kane’nin kocasını öldüren bombadan bahsetmez ve Amerikalı akrabayı rencide edecek anılar fazla kurcalanmaz. Fakat genç adam tahmin edilenden fazla hassastır. Yaşlı kadının ve bir arkadaşının kocalarını anmak için yaptıkları sessiz ayine şahit olur. Ona anlatılmayanlar artık açıklık kazanmaktadır. Yaşlı kadından halkı adına özür diler.




Oyuncular:

Sachiko Murase
Richard Gere
Hisashi Igawa
Narumi Kayashima
Tomoko Ôtakara
Mitsunori Isaki
Toshie Negishi
Hidetaka Yoshioka
Choichiro Kawarazaki
Mieko Suzuki

22 Mart 2010 Pazartesi

Japonya'nın Son İmparatoru


"İyi bir yönetmen, iyi bir senaryo ile başyapıtlar üretebilir; aynı senaryo ile vasat bir yönetmen, ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. Bir sinema özdeyişine göre , kamera ve mikrofon , yangını ve suyu birlikte geçmelidirler. gerçek bir film ancak böyle yapılabilir ve güç büyük ölçüde senaryodadır." Akira KUROSAWA
Gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerden olarak görülen ve İmparator lakaplı Akira Kurosawa 23 Mart 1910 da doğmuş, 6 Eylül 1998 de ölmüştür. İki büyük dünya savaşını gören ve atom bomabası felaketini yaşayan Kurosawa, kararan dünyada ve gittikçe kendine yabancılan insanda duyarlılıklarının ölmediğine inanmış ve filmlerinde heo bu umut ışığı beslemiştir. Batı dünyasını kıskandıran nitelikte filmlere imza atmış, düşük bütçeli filmlerde bile dehasını ortaya koymuştur.
1936 yılında sinema endüstrisine adım atan Kurosawa, önce PLC şirketinde yardımcı yönetmen olarak işe başladı.ilk uzun metrajlı filmi Sugata Sanshiro için yinetmen olarak 1943 yılında kamera arkasına geçti fakat film sansüre uğradı. Japon hükümetinin kontrolünde çektiği filmlerde milliyetçi temalara rastlanıyordu. Batı dünyasının adını duymasını sağladığı film ise ona Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülü almasını sağladı ve bu film bir haydutun ormanda bir samurayı öldürüp karısına tecavüz etmesi sonrası, haydutun, samurayın, tecavüze uğrayan kadının ve tüm bunları izleyen oduncunun olayı farklı açılardan anlattıkları film olan Rashomon'du. Bu filmle gerçeğin göreceli olduğunu gösterdi ve yeni çekim ve anlatım teknikleriyle Kurosawa'ya uluslararası alanda başarı getirdi.
60'ların sonunda Tora Tora Tora adlı filmle Hollywood'a giden yönetmen, filmi yarım bırakarak ülkesine döndü. 70'lerin ortalarında Sovyetler Birliği'ne giden Kurosawa, Rus bir subayla Moğol bir avcı arasında yüzyılın başında geçen bir dostluk öyküsünü anlatan Dersu Uzala filmini çevirdi. Film 1976 yılında en iyi yabancı film Oskar'ını aldı .

Filmografisi:

Sugata Sanshiro (Büyük Judo Efsanesi) (1943) Judo Saga
The Most Beautiful (En Güzel) (1944) Ichiban utsukushiku
Zoku Sugata Sanshiro (Büyük Judo Efsanesi II) (1945) Judo Story II
The Men Who Tread On the Tiger's Tail (Kaplan'ın Kuyruğuna Basanlar) (1945) Tora no o wo fumu otokotachi
Asu o tsukuru hitobito Those (Who Make Tomorrow) (1946)
No Regrets for My Youth (Gençliğime Hayıflanmıyorum) (1946) Waga seishun ni kuinashi
Wonderful Sunday (Harika Pazar) (1947) Subarashiki nichiyobi
Drunken Angel (Sarhoş Melek) (1948) Yoidore tenshi
The Quiet Duel (Sessiz Düello) (1949) Shizukanaru ketto
Stray Dog (Kuduz Köpek) (1949) Nora inu
Scandal (Skandal) (1950) Shubun
Rashômon (1950)
The Idiot (Budala) (1951) Hakuchi
Ikiru (Yaşamak) (1952) Living
Shichinin no Samurai (Yedi Samuray) The Seven Samurai (1954)
Ikimono no kiroku (Record of a Living Being) (1955)
Throne of Blood (Kanlı Taht) (1957) Kumonosu jô
The Lower Depths (Ayaktakımı Arasında) (1957)
The Hidden Fortress (Saklı Kale) (1958) Kakushi toride no san akunin
Warui yatsu hodo yoku nemuru (The Bad Sleep Well) (1960)
Yojimbo (Koruyucu) (1961) The Bodyguard
Sanjuro (1962)
Tengoku to jigoku (High and Low) (1963)
Red Beard (Kızıl Sakal) (1965) Akahige
Dodesukaden (Clickety-Clack) (1970)
Dersu Uzala (1975)
Kagemusha (Gölge Savaşçı) (1980) Shadow Warrior
Ran (1985)
Dreams (Düşler) (1990)Yume
Rhapsody in August (Ağustos'ta Rapsodi) (1991) Hachi-gatsu no kyôshikyoku
Madadayo (Not Yet) (1993)

17 Mart 2010 Çarşamba

Gitmek: Benim Marlon ve Brandom


"kim uçurdu acaba kafamı? ben kafam olmadan da yaşarım. çünkü, elim, kolum, bacaklarım var sana ulaşmak için. ve bir de el bombası gibi fırlatıp, tüm kahrolası sınırları havaya uçuracak bir kalbim"

Gerçek bir hayat hikayesine dayanarak çekilen film Gitmek:Benim Marlon ve Brandom, aşkı, aşkın imkansızlığını, ayrılığı, özlemeyi en çok ta gitmeyi anlatıyor.

Türkiye'de bir film çekiminde tanışıp birbirlerine aşık olan Hama Ali ve Ayça'nın yolları, film çekimleri bittikten sonra ayrılır. Hama Ali memleketi Irak'a gitmek zorundadır. Ama aşkları zar zor da olsa bağlanabildikleri telefon görüşmeleri ile sürer. Irak'ta savaşın patlamasıyla zaten zar zor görüştükleri telefon görüşmeleri de kesilir.
Ayça, kendisiyle, çevresiyle va ailesi ile mücadeleye girer ve gözünü karartıp, Hama Ali'nin yanına, Irak!a gitmeye karar verir. Savaşın yoğun bir şekilde sürdüğü Irak'tan kaçışlar, göçler başlamışken, Ayça aşkı uğruna tersine bir yolculuğa çıkar.
Acaba savaş iki sevgilinin buluşmasına izin verecek midir
?

2007 yapımı yönetmenliğini Hüseyin Karabey'in yaptığı dramatik ve politik türde Türk sinema filmi. Hüseyin Karabey'in ilk uzun metrajlı filmi olmak üzere başrollerini Ayça Damgacı ve Hama Ali Khan paylaşmıştır.Filmin çekimleri 2007 yılında Kasım ve Aralık aylarında sırası ile Türkiye'nin İstanbul, Diyarbakır, Mardin, Silopi, Van, İran’ın Urmiye, Irak’ın Erbil ve Süleymaniye kentlerinde 6 bin kilometre yol kat edilerek gerçekleştirildi.

Senaryo yazarlığı Ayça Damgacı ile Hüseyin Karabey tarafından yapılmak üzere Ayça Damgacı ile Hama Ali arasındaki gerçek bir aşk öyküsüne dayanarak uyarlanmıştır. Filmde başrolü paylaşanlar ise gerçek yaşamdaki kendi kişiliklerini canlandırmışlardır. Oyuncu kadrosunda Ayça Damgacı, Hama Ali Khan, Cengiz Bozkurt, Emrah Özdemir, Ani İpekkaya, Nesrin Cavadzade, Mahir Günşiray gibi isimler yer almıştır.

Kısıtlı bütçeyle çekilen bu film belgesel tadı veriyor. Filmin aldığı ödüller ise şöyle;
* 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali
o En İyi Kadın Oyuncu Ödülü – Ayça Damgacı

* 6. New York Tribeca Film Festivali
o En İyi Yönetmen Ödülü – Hüseyin Karabey

* 15. Adana Altin Koza Film Festivali
o En İyi Kadın Oyuncu - Ayça Damgacı

* 25. Kudüs Film Festivali – İsrail
o FIPRECSI Ödülü

* 5. Erivan Film Festivali – Ermenistan
o FIPRECSI Ödülü ve Ekümenlik Jüri Özel Ödülü

* 14. Saraybosna Film Festivali - Bosna Hersek
o En İyi Kadın Oyuncu - Ayça Damgacı

* 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali
o En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Volga Sorgu

* 21.Tokyo Uluslararası Film Festivali
o En İyi Asya-Ortadoğu Filmi

* Borderlands - 4Filmfestival
o En İyi Film

13 Mart 2010 Cumartesi

Başka Dilde Aşk

"Hiç konuşmadan da anlaşabilir miyiz acaba" İki sevgili hiç konuşmadan anlaşabilir mi? Konuşmayan bir sevgiliye katlanabilir misiniz.

Yeşilçam ödüllerinde en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, Turkcell ilk film ödülü dallarında aday gösterilen Başka Dilde Aşk filmi, başka bir açıdan bakıyor aşka. Pekte Türk sinemalarında görmeye alışkın olmadığımız türden bir aşk filmi olan, işitme engelli bir erkekle ona aşık olan bayanın tüm önyargılara karşı duran ve tüm engellemelere karşı yaşadıkları aşkı anlatan bir film. Mert Fırat'ın oyunculuğu göz dolduruyor. Hatta Yeşilçam ödüllerinde en iyi erkek oyuncu dalında benim adayım Mert Fırat'tır.

Onur, kürek takımından arkadaşı Vedat'ın doğum günü partisinde Zeynep'le tanışır. Kalabalık ve gürültülü ortamdan hiç konuşmadan geçen gecenin sonunda Zeynep, Onur'un işitme engelli olduğunu öğrenir. Ama bu durum Zeynep'i, Onur'dan uzaklaştırmaz. İşiyle, ailesiyle sorunlar yaşayan Zeynep, bilmediği bir dünyanın da merakıyla ceketini bahane ederek Onur'a gider. Hiç konuşmadan anlaşabildiği Onur'la huzur bulacağını düşünür.

Bu ilşki Onur ve Zeynep için kendilerini ve hayatı sorguladıkları bir sınav olacaktır.


Başka Dilde Aşk Filmi Fragmanı
Yükleyen Desaccorde. - Filmler ve diziler Dailymotion'da

Yönetmen : İlksen Başarır
Senaryo : İlksen Başarır , Mert Fırat
Görüntü Yönetmeni : Hayk Kirakosyan, R. G. C
Müzik : Uğur Akyürek
Oyuncular : Saadet Işıl Aksoy , Mert Fırat , Emre Karayel , Lale Mansur , Timur Acar , Ayten Uncuoğlu , Metin Çoşkun , Şebnem Köstem , Tuğrul Tülek , Tuna Kırlı

5 Mart 2010 Cuma

James And The Giant Peach


Tim Burton'un Alice'i hazır sinemalarda boy gösterirken, biz eski bir Burton klasiğine göz atalım. Daha önce Tim Burton'un stop-motion filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz gotik modeller bu filmde kullanılmamış.

1996 yapımı filmin yönetmeni, daha önce yine bir Tim Burton filmi olan, The Nightmare Before Christmas'ında yönetmenliğini yapmış olan Henry Selick. Fantastik ve eğlence dolu romanların yazarı Roald Dahl (Charlie'nin Çikolata Fabrikası)'ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan film "en iyi müzikal veya komedi/en iyi müzik" dalında sadece Oscar adaylığı ile yetinebilmiştir.

Bulutların içinden gelen dev bir gergedanın anne ve babasını yemesi üzerine, iki cadaloz teyzesi ile kalmaya başlayan James'in önce acıklı öyküsüne tanık oluruz, sonra film eğlenceli bir hal almaya başlar.

Teyzeleri tarafından çalıştırılan, azarlanan, aç bırakılan kısaca tıpkı orta çağ kölesi gibi davranılan James'in en büyük hayali görkemli, rüya gibi bir yer olan New York'a gitmektir. Annesi ve babası yanında artık olamayan James tek başına da olsa bu hayali gerçekleştirmek niyetindedir.

Bir gün kölelik işlerinden birini gerçekleştirmek üzere dışarı çıkan James,yaşlı bir adamla karşılaşır ve yaşlı adam James'e sihirli bilyeler verir. Fakat James bilyeleri yıllardır çiçek bile açmayan şeftali ağacının yanına düşürür ve şeftali ağacı şeftali verir. Bunu gören aç gözlü teyzeleri şeftaliyi almak isterler fakat şeftalinin büyümesi onları durdurur. Dev bir şekilde büyüyen şeftaliyi, cadaloz teyzeleri para karşılığında herkese gösterirler.

James bir akşam şeftali de bir delik bulur ve film stop-motiona dönerek James'e tırtıllarla, örümceklerle, çekirgelerle dolu bir dünyanın kapısını açar. Böylece
James'in macerası başlar.


Disney's James And The Giant Peach (Theatrical Trailer)
Yükleyen NakedBrotha2007. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Oscar Benim Oyuncağım


Pedro Almodavar'ın gözdesi ve ilham kelebeği Penelope Cruz, araba tamirciliği Eduardo Cruz ile kuaförlük yapan Encarna Sanchez'in İspanya, Madrid 28 Nisan 1974 doğumlu.

Genç bir kızken dansçılığa başlayan Cruz, bir yetenek sınavında 300 kişi arasında birinci seçilince normal okulundan ayrıldı ve Conservatorio Nacional’de klasik bale eğitimi almaya başladı.

İspanyol grup Mecano’nun La Fuerza Del Destino klibinde yer aldıktan sonra ilk kez şöhretle tanışan Cruz, ardından bir gençlik programı olan La Quinta Marcha’nın sunuculuğunu yaptı.

Oynadığı ilk film olan Jamon, yabancı dilde film dalında Oscar'ı kazandı. Aynı yıl Belle Epoque’de de oynayan Cruz, 1997′de Alejandro Amenabar filmi Abre Los Ojos’da (Aç Gözlerini) yer aldı ve ardından All The Pretty Horses’da Matt Damon’la oynadı. 1999 yılında yine Yabancı Dilde Film dalında Oskar Ödülü kazanan bir filmde, Pedro Almodovar’ın Todo Sobre Mi Madre filminde oynadı.

Hayır işlerine oldukça yüksek miktarlarda para ve zaman ayıran ünlü aktris, All the Pretty Horses filminde oynadığından beri vejeteryan. İspanyolca İtalyanca, Fransızca ve İngilizce olmak üzere dört dil konuşabilen Cruz, İtalyancayı 2004 yılında Non Ti Muovere filminde almayı çok istediği rol için öğrendi.

Oskar'ı oyuncağı olarak gören Cruz, son olarak Cannes Film Festivali’nde Volver filmiyle En İyi Aktris ödülünü kazandı ve 1993′den beri kazandığı ve aday gösterildiği birçok ödül var.

Oynadığı Filmler
Jamón, Jamón (1992)
Güzellik Çağı (1992)
La Ribelle (1993)
Todo Es Mentira (1994)
La Celestina (1996)
Open Your Eyes (1997)
Aç Gözünü (1997)
Cennetten Bir Köşe (1997)
Çıplak Ten (1997)
Don Juan (ı) (1998)
The Man With Rain in His Shoes (1998)
Rüyaların Kızı (1998)
The Hi-lo Country (1998)
Annem Hakkında Herşey (1999)
Üstteki Kadın (1999)
Volaverunt (1999)
Todo Sobre Mi Madre (1999)
Vahşi Aşk (2000)
Tanrıdan Haber Yok (2001)
Vanilla Sky (2001)
Beyaz Şeytan (2001)
Corelli’nin Mandolini (2001)
Masked And Anonymous (2003)
Gothika (2003)
Çapkın Aşık (2003)
Yeni Yıl (2004)
Don’t Move (2004)
Bulutların Üzerinde (2004)
Chromophobia (2005)
Sahara (2005)
Dönüş (2006)
Bandidas (2006)
The Good Night (2007)
Manolete (2007)
Barselona, Barselona (2008)
Aşkın Peşinde (2008)
Kırık Kucaklaşmalar (2009)
Nine (2009)

22 Şubat 2010 Pazartesi

Trajediyi Komediye Çeviren Adam


"Arizona Dream" ile tanımıştım Kusturica'yı. Daha sonra "Times of Gypsies" geldi. Peşinden diğerleri. Seyrettikçe hüzünün içine neşe katmayı becerebilen bir adam gördüm.
1954 Saraybosna doğumlu Emir Kusturica, sinema eğitimini Çekoslovakya Prag sinema okulunda tamamlamış, 73te başlayarak önce kısa filmler ardından Sarayova televizyonu için televizyon filmleri çekmiştir. 1981 yılında ilk filmi "Dolly Bell'i hatırlıyormusunu çekerek, Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan'ı aldı ve bundan sonra Kusturica filmlerinin hemen hemen hepsi en az 1 ödül aldı. İkinci filmi "Babam İş Geziainde" ile Altın Palmiye aldı ve "Çingeneler Zamanı" filmiyle en iyi yönetmen olarak ününe ün kattı.

Daha sonra hiç değiştirmediği görüntü yönetmenini v bestecisi Goran Bregoviç'i de alarak Amerika'ya gitti ve " Arizona Dream" i çekti. Arizona Dream ile de Berlin Film Festivalinde Gümüş Ayı'yı ve özel juri ödülününi aldı.

1995 yapımı Underground ile ise de adeta bir efsaneye dönüştü ve ikinci Altın Palmiyesi'ni aldı.1998 yapımı Ak Kedi Kara Kedi filmi ile de yine aynı yıl Venedik Film Festivalinde Gümüş Aslanı aldı.

Kusturica filmleri genellikle çingenelerin yaşamını konu alır ve filmlerinde tanınmamış çingenelere önemli roller verir. Onların renkli yaşamlarını ve özgürlüğünü filmlerine konu ederek, traji-komik olaylarla yansıtır.

Kusturica filmlerinin yanısıra skandallarıyla da tanınan bir yönetmendir. 1993 yılında Sırbistan'ın aşırı milliyetçi lideri Vojislav Seselj'i düelloya davet etti - Belgrad'ın merkezinde, güneşin tam tepede olduğu saatte, Seselj'in seçtiği bir silahla. Seselj, Kusturica'nın bu davetini "bir sanatçının ölümüne neden olmakla suçlanmak istemediği" mazeretini ortaya atarak duelloyu reddetti. Kusturica, 1995 yılında da Belgrad Uluslararası Film Festivali'nde Yeni Sırbistan Hakları Hareketinin lideri Nebojsa Pajkic'i yumruklayarak yere devirdi.

Filmleri;
* Dolly Bell'i Hatırlıyor musun?, 1981
* Babam İş Gezisinde, 1985
* Çingeneler Zamanı, 1989
* Arizona Rüyası, 1993
* Yeraltı 1995
* Kara Kedi Ak Kedi, 1998
* Süper 8 Öyküleri, 2001
* Hayat bir Mucizedir, 2004
* Bana Söz Ver, 2007

1988 yılında Columbia Üniversitesi'nde yönetmenlik dersleri vermeye başlayan Kusturica, bir süre "Zabranjeno Pusenje" ya da diğer adıyla "Emir Kusturica & No Smoking Orchestra" adlı grupta bas gitar çaldı. 2001 yılında çektiği "Super 8 Stories / Süper 8 Öykü" adlı belgesel film, bu orkestrayı konu alıyordu.



Emir Kusturica & The No Smoking Orchestra - Unza Unza Time
Yükleyen Emir-Kusturica. - Diğer müzik videolarına göz atın.

19 Şubat 2010 Cuma

Deli Deli Olma



Ülkemizde tarihinde yaşanan olaylar o kadar ilginç ve o kadar çokturki, ülkemiz sineması için adeta verimli bir topraktır, Türkiye tarihi.
Pek çok tv dizisine imza atan, 120 filmiyle ilk uzun metrajlı filmini çeken Murat Saraçoğlu, bu sefer gözünü soğuk Kars'ın sıcacık insanlarına çeviriyor gözünü.

Tarık Akan'la Şerif Sezer'in 28 yıl sonra ilk kez bir araya geldiği ve kendi çocuklarının da oynadığı film ayrıca çocuk oyuncularının saf ve masumane oyunculuğuyla da göz dolduruyor.

Çarlık Rusya'sının Kars'a göçe zorladığı Malakan aileler arasındadır Mişka'nın da ailesi. Yeni makineler çıktıktan sonra, değirmende un elediği günler sona eren Mişka, aileside ölünce borç batağına düşer. Köyün sevdiği ve saydığı bir insan olan Mişka'yı, oğlu, gelini ve 3 torunu ile yaşayan koyün huysuz ihtiyarı Pobuç ise sevmez, nefret eder. Köy halkı Pobuç ile Mişka arasında kalmıştır. Mişka'da Pobuç'a olan borçlarını ödeyemediğinden dolayı piyanosunu verir.

Dikbaşlı sevecen torun Alma'nın ise iyi bir müzik kulağı vardır. Piyanoyu çalmak için adeta deliriyordur. Müzik kulağı olduğunu anlayan öğretmeni Metin ise Alma'yı konservatuvar sınavlarına yazdırmak için Pobuç'tan izin almaya çalışır.

Mişka ile Alma arasında sıcacık bir dostluk oluşur ve Mişka elinden geldiği kadar Alma'ya yardım etmeye çalışır. Ama Mişka çok hastadır ve köyde öleceği konuşulur. Pobuç ve Mişka geçmişlerini sorgularlar ve aralarındaki büyük sır ortaya dökülür.


Deli Deli Olma film fragmanı
Yükleyen blogabi. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.

Yönetmen : Murat Saraçoğlu
Senaryo : Hazel Sevim Unsal
Görüntü Yönetmeni : Mustafa Kuscu
Oyuncular: Tarık Akan (Mişka) , Şerif Sezer (Popuç) , Levent Tülek (Şemistan) , Cemile Nihan (Alma)

12 Şubat 2010 Cuma

Dönersen Islık Çal


Toplumumuzda farklı görünen, toplum normlarından farklı olan, farklı davranan tiplere marjinal gözüyle bakılır ve bir çoğu da pek sevilmez hatta dışlanır. O yüzden marjinal kelimesini pek sevmem. İnsanların özgürce ve istediği gibi yaşamasından yanayım.

Senaryosunu Cemal Şan'ın yazdığı, yönetmenliğini Orhan Oğuz'un yapımcılığını ise Memduh Ün'ün yaptığı,1992 yapımı film marjinal, toplum tarafından dışlanan, biri cüce, diğeri travesti olan iki insanın dotluk öyküsünü anlatır.

Beyoğlu'nun arka sokaklarında barmenlik yaparak hayatını kazanmaya çalışan cüce, evine giderken serserilerin saldırdığı ve gerçek bir kadın sandığı travestiyi düdüğüyle kurtarır. Düdüğü duyan serseriler kaçtıktan sonra evine alır ve kadın sandığı kişinin, aslında erkek olduğunu anlayınca şaşkınlık geçirir, bozulur, iğrenir. Ama yalnızlığını düdüğü ve balkonundaki köpekleriyle paylaşarak yaşamaya çalışan cüce, iğrendiği, nefret ettiği travesti ile sonradan duygusal bir dostluk yaşayacaktır. Bu güzel dostluk, bu çirkin dünya onları ayırana kadar sürecektir

Oyuncular: Mevlüt Demiray, Fikret Kuşkan, Derya Alabora, Menderes Samancılar

10 Şubat 2010 Çarşamba

İlişki Durumu:Karışık


Jane ve Jake 10 yıl önce boşanmış fakat her modern insan gibi irtibatlarını koparmamışlardır. Oğulları Luke'un mezuniyet töreni için gittikleri New York'ta bir araya gelmek zorunda kalan çift, alkollü bir gecenin sonunda beraber olurlar ve tekrar birlikte olmaya başlarlar ama ortada bir sorun vardır. Jake artık evli bir adamdır ve öteki kadın durumuna düşen Jane'dir.

Aynı zamanda Jane'in evindeki değişiklikleri yapan duygusal boşluktaki dul mimar Adam'da Jane'e karşı birşeyler hissetmeye başlar ve Jane için çıkmaza yeni düğümler eklenir.

Senaryosunu yazan ve yönetmenliğini yapan Nancy Mayers,"Kadınlar Ne İster","Tatil" ve "Aşkta Herşey Mümkün" gibi filmlerindekine benzer bir tarz kullanmış.

Romantik komedi filmlerine göre uzun sayılabilecek bir 2 saat sonunda -fakat konu dağıtmadan ve ucuzluğa prim vermeden- alışılageldik bir mutlu son portresi alaşağı edilmiş ve daha realist bir yaklaşımla son verilmiş.

Oyuncular: Meryl Streep,Steve Martin,Alec Baldwin,John Krasinski,Lake Bell,Hunter Parrish, Daryl Sabara, Rita Wilson, Kazan Gabby, Mary Kay Place

6 Şubat 2010 Cumartesi

Meg Ryan


Geçtiğimiz günlerde ülkemizde bulunan Meg Ryan, 19 Kasım 1961 Farfield'de doğdu. Gerçek adı Margaret May Emily Anne Hyra'dır. 18 yaşında annesinin kızlık soyadı Ryan'ı kimliğine yazdırdı.
New York Üniversitesi'nde aldığı gazetecilik eğitiminin ardından televizyon reklamlarında oynadı ve ilk parasını da bu sayede kazandı. Büyük ekran ile tanışması George Cukor'un filmi "Rich and Famous" ile oldu. Ancak asıl sıçrayışını tek bir film ile gerçekleştirdi. O da TOP GUN.
Romantik tarz filmlerin vazgeçilmez oyuncusu haline gelen Ryan 1997 yılında, tarihin 100 starından biri ünvanını aldı.

Filmleri:

Top Gun
Hary, Sally ile Tanışınca
Melekler Şehri
Kayıp Aranıyor
Against The Ropes
Fransız Öpücüğü
Mesajınız Var
Yaşam Kanıtı
Sleepless in Seattle
Flesh and Bone
Kate and Leopold
Aşk Tutkunu
Erkek Severse
Tutku Esirleri
Senli Benli
Ateş Altında Cesaret
İçimde Biri Var
Aşk ve Zeka
The Doors

5 Şubat 2010 Cuma

Kim Ki Duk


1960 Kore doğumlu yönetmenin herhangi bir sinema eğitimi yoktur. Genç yaşlarda,fabrikalarda çalışmış, deniz kuvvetlerinde bir süre kalmış, iki sene de rahiplik geçmişi vardır. Daha sonra Paris'e giderek sokak ressamlığı yapmış ve hayatında ilk kez sinemaya giderek izlediği filmlerden etkilenmiş ve Kore'ye geri dönerek film çekmeye başlamıştır.
Kendini alt sınıftan geldiği ve sinema eğitimi görmediği için, kuşağındaki yönetmenlerden farklı gören Kim Ki Duk, ülkesinde kabul görmesede dış ülkelerde kabul görüyor.
Filmlerinde genelde marjinal, toplumdan dışlanmış karakterleri konu olarak seçer. Filmlerinin büyük bir çoğunluğunda fazla diyalog yoktur. Sadece görsellikle anlatmak istediğini anlatır. Sinemayla gerçeğin birbirine karıştığı filmleri, izleyici yoğun bir şekilde etkiler. Yaşam, şiddet ve sinema içiçe geçmiştir. Karakterler ise iyi ve şeytani, güzellik ve çirkinlik, normallik ve anormallik arasından gidip gelmektedir.

Filmleri:

Zaman
Rüya
İlkbahar yaz sonbahar kış
Yay
Fedakar Kız
Boş Ev
Barefoot Youth
Paran Deamun
Seom
Real Fiction
Nefes
Wild Animals
Crocodile

28 Ocak 2010 Perşembe

Cinema Paradiso (Cennet Sineması)


Sinemayı seviyorum diyenlerin mutlaka görmesi gereken bir film Cinema Paradiso. İtalyan sinemasının bitti dendiği anda ortaya çıkan ve 1989 Cannes Film Festivalinde Juri özel ödülünü kazanmasının ardından Yabancı Dilde En İyi Film Oskar'ını alan bir filmdir.
Sinemanın sansürlü siyah beyaz yıllarından (O yıllarda RTÜK olmadığından papazın yaptığı, sansürsüz renkli yıllara geçene kadar zamanı görmemizi sağlar. Bir anlamda sinemanın gelişimini de izleriz, Toto'nun hikayesinin yanında.
Cinema Paradiso günümüz sinemasına da öncülük etmiştir. Bir çok yabancı ve türk filminde de filmden etkiler görebiliriz.


Ünlü bir yönetmen olmuş Salvatore di Vita bir gün doğup büyüdüğü kasabadaki, ona herşeyi öğreten, Alfred'in öldüğünü öğrenir ve dönmemek üzere ayrıldığı kasabasına geri dönmek zorunda kalır. Salvatore her şeyi o kasabada öğrenmiştir, ilk aşkını da burda yaşamıştır ve anıları canlanır.
Küçük bir çocuk olan Toto, okuldan kalan zamanında pedere yardım etmekte, ve gününün bir çoğunu Alfred'in yanında geçirmektedir. Filmlerle ilgili konuşurlar ve Alfred2in sinema hakkında derin bilgisinden yararlanır. Alfred sayesinde sinemaya olan aşkını ve tutkusunu keşfeder.

Birgün sinema yanar ve Alfred kör olur. Sinema tekrar restore edilerek açılır. Makinaların nasıl çalıştırılacağını öğrenmiş olan Salvatore, makinist olarak işe başlar. Bu arada ilk aşkını da bu kasabada yaşayacaktır.


Yönetmen : Giuseppe Tornatore
Senaryo : Giuseppe Tornatore , Vanna Paoli
Görüntü Yönetmeni : Blasco Giurato
Müzik : Ennio Morricone
Yapım : 1988, Fransa / İtalya , 123 dk.
Oyuncular: Jacques Perrin (Salvatore Toto Di Vita (Yetişkin)) , Marco Leonardi (Salvatore Toto Di Vita (Genç)) , Salvatore Cascio (Salvatore Toto Di Vita (Çocuk)) , Philippe Noiret (Alfredo) , Antonella Attili (Maria Di Vita (Genç)) , Pupella Maggio (Maria Di Vita (Yaşlı))

25 Ocak 2010 Pazartesi

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar


Türk Sinemasının mihenk taşlarından biridir, Gece, Melek ve Bizim Çocuklar. Hep var olan ama görmezden geldiğimiz gerçekleri bir tokat gibi yüzümüze çarpar. Farklılıklara ve marjinal yaşamlara tuttuğu ışık, bugün bile görmezden gelindiği için, döneminin gayet ilerisinde bir film.

Beyoğlu'nun kasvetli arka sokaklarında yaşayan hayat kadını Serap, bir gece travesti olan Arif'le tanışır. Arif'e acır ve evine alır. Fakat ertesi gün Serap, paralarının yerinde olmadığını görür ve Arif'in peşine düşer. Arif'i aradığı gece Hakan adında bir gençle tanışır ve beraber Akif'i ararlar. Bulurlar ve Arif'in mazeretlerini dinledikten sonra Serap Arif'e acır ve ona evini açar.

Hakan ise ilk gördüğü andan itibaren etkilendiği Serap'ın gönlünü yoğun uğraşlardan sonra kazanır. Serap ise hep hayalini kurduğu zengin yaşamlara adım atmayı düşünsede Hakan'a gittikçe bağlanır.

Daha sonra bu aileye çok sevdiği adam tarafından hor görülmüş ve sokağa atılmış Melek adında yaşlı bir hayat kadını daha katılır. Herbiri kendi hayatlarının sorgulamasını yaparken, yanyana yaşarken, öğrenilen acı gerçekler bu kişileri bir arada tutan bağları koparmaya zorlar.



Yönetmen: Atıf Yılmaz
Senaryo: Yıldırım Türker
Oyuncular: Derya Arbaş (Serap), Deniz Türkali (Melek), Uzay Heparı (Hakan), Deniz Atamtürk (Arif), Kaan Girgin (Arabadaki genç), Ceyhan Fırat (Beyza)

Ödülleri:
1994 Antalya Altın Portakal Film Festivali: “En İyi Laboratuar”
1994 Magazin Gazetecileri Derneği Ödülleri: “En İyi Film”

Filmin yönetmeni Atıf Yılmaz ve iki başrol oyuncusu Uzay Heparı ve Derya Arbaş bugün ne yazık ki aramızda değiller.